25 Haziran 2020 Perşembe

2020-22-Hiçlikten Gelen Güç-Tuğçe Işınsu

Bu sene okuduğum 22.kitap Tuğçe Işınsu'nun Hiçlikten Gelen Güç adlı kitabı..




Öz değerini yüksek tutacağın ilişkiler sana hizmet eder. Başkaları ne düşünüyor, bu önemsiz değil. Sen ne düşünüyorsun, ne istiyorsun ve aslında nasıl hissediyorsun? Bu daha önemli ve mutluluk vaat eden bir bakış.
Sen ne yaparsan yap asla herkesi mutlu edemeyeceksin. Kendini mutlu et, seninle mutlu olacaklar o zaman seni bulacak.
Kendini sevmeyenler kusur bulucudur. Bu kişiler için savaşma...”

Hiç’likten gelen güç, bir kişisel gelişim kitabı. Yaklaşık 300 sayfa bu kitapta, bir insanın kendini mutlu edebilmesi için neler yapabileceği hakkında çok güzel tavsiyeler var. Kendini sevmek, kendini olduğun gibi kabul etmek ve bunun sonrasında mutlu olmaya ulaşmak hakkında doğru satırlar var. Kin tutmak, nefret etmek, kötülük yapmak gibi şeylerin karşı tarafa değil kendimize zarar vereceğini ama iyiliğin de çok iyi yerlere götüreceğinin defalarca altını çiziyor. Şükretmenin önemi anlatılırken dualardan ve duanın getirdiği şifadan bahsediliyor. Bu kısımlara cidden bayıldım. Kitabın %95’ini oluşturuyor. 🌺
Kitabın ilk sayfalarındaki bazı “ritüeller” bana göre.. Sondaki “tılsımlar” beni çok etkiledi...


Kitaptaki dualar ve ritüeller beni çok etkiledi...
Kitap puanım ***100

8 Haziran 2020 Pazartesi

2020-21-Fareler ve İnsanlar-John Steinbeck

Bu sene okuduğum 21.kitap Johnn Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar adlı kitabı...



FARELER VE İNSANLAR, hoşuna giden her şeyi dokunarak sevmekten başka kusuru olmayan bir divane ve onun tek dostu, koruyucusu, ile Amerikan taşrasında yaşadıkları insanlık serüveni. İçgüdülerini yenemeyen, saf, çocuksu bir yoksul ile ekmeğini kazanmaya çalışırken arkadaşının kaderini paylaşmayı, başka türlü bir yaşama yeğleyen insanın öyküsü. Yayımlandığı yıldan bu yana tüm dünyanın severek okuduğu Fareler ve İnsanlar, Amerikan gerçekçi edebiyatının önde gelen yazarı John Steinbeck'in başyapıtı. Tiyatro ve sinemaya defalarca uyarlanan bu romanda, Steinbeck'in çocuk kadar masum, saf, divane kahramanı ile her yanından şiddet fışkıran toplumun kuralları arasındaki çatışmada, çıplak gerçeği yansıtmadaki ustalığı, yazara dünyanın tüm okurlarının hayranlığını kazandırdı. Yazarın aldığı Nobel Ödülü, hayranlığın nedeni değil, yalnızca sonucuydu.

Fareler ve İnsanlar; iki mevsimlik tarım işçisinin, George ve Lennie'nin kısa bir zaman zarfında başlarından geçen hikayelerini anlatıyor. Lennie oldukça iri ve kuvvetli ancak akli dengesi biraz bozuk biriyken, George tam tersine ufak tefek ama oldukça zeki bir karakter. Hikayelerinin arka planında ise Kaliforniya eyaleti ve Büyük Buhran yılları yer alıyor. Geçtiği dönem göz önüne alındığında, toplumun ve insanların dertleri de yer ediyor hikayede elbette. 

Steinbeck'in dili, okuru anında öykünün içerisine sokan cinsten. Okurken kendinizi kah George ve Lennie ile Salinas Nehri'nin kıyısında soluklanırken, kah yine kahramanlarımızla beraber izbe bir kulübede kağıt oynarken buluyorsunuz. Adeta bir film izlermişcesine. Tevekkeli değil, Fareler ve İnsanlar da iki kere sinemaya uyarlanmış

Kitap  gerçekten hem hüzünlü hem de çok akıcı..
 Kitap puanım ****100

2 Haziran 2020 Salı

2020-20-Genç Kızlar-Vincent Ewing-Nihal Yeğinobalı

Bu sene okuduğum 20.kitap Vincent Ewing'in Genç Kızlar adlı kitabı..

Kitap gerçekten çok akıcı ,nasıl bittiğini anlamıyorsunuz!!!

Kitap puanım ***10


Genç Kızlar, güzellikleri, zarafetleri ve cazibeleri ile bütün dünyaya ilham kaynağı olan renkli yaratıklardır.

Ama bu onların sadece dış görüntüleridir. Onların da kendilerine özgü dertleri, acıları, söyleyemedikleri vardır.

Şimdiye kadar hiçbir yazar, genç kızlar dünyasının derinlik ve gizliliklerine böylesine nüfuz edemedi. Her baskısı kapışılan nefis bir roman.
(arka kapak)



İLK BASIM YILI : 1975 ( ELİMDEKİ KİTAP ORİJİNALİ ) 
KONUSU: 


Ludlow Kolejinde geçen bir hikaye, kendisini aşka kapatmış bir sahne eğitmeni, bir okul dolusu üst tabakaya ait genç kızlardan oluşan öğrenciler topluluğu. Ve bu öğrencilerden üç genç kızın aynı adama aşık olmaları. Gabriel Samson hitabet öğretmeni, Beatrice Karova (Miss Bee), Hindley Bell (Miss Bell) ve Mariana Dunne bu üçlünün hangisinin aşkına karşılık bulacağı ve öğrencileri ile aşk yaşayanları kınayan bir öğretmenin derin, bir o kadar da imkansız aşkı. "" Gabriel Samson üç ay geri kaldıkları için çalışmaları gerektiğini, programlarındaki boş saatlere bir iki ders ekleneceğini söyledikten sonra ders anlatmaya başladı. Bir elini cebine koymuş ve başını bir yana eğmiş olarak kürsünün arkasında bir aşağıya, bir yukarıya dolaşıyor ve unutmak istediği, kafasından kovmak istediği bir şey varmış gibi bir çeşit hırs ve tuhaf bir ısrarla konuşuyordu. Konuşmasını bitirdikten sonra kitabından bir parça seçti ve " bu dersi anlattığım noktalarıda vurgulayarak ki okumak ister? diye sordu. En ön sıradan pembe tırnaklı, uzun ve biçimli beyaz bir el kalktı. Genizden gelen o sıcak ses: - Ben efendim dedi. Gabriel Samson eski bir tanıdığı kalabalık arasında ilk olarak seçiyormuş gibi gülümsedi. - Buyrun Mariana. Mariana Dunne rüzgar önünde eğilen kamışların o tabii ve büyüleyici zarifliğiyle kara tahtanın önüne geçti. Miss Bee onun sakinliğini hayranlıkla seyrediyor ve " acaba Mr. Samson'u hala seviyor mu? diyede merak ediyordu. " Ben onun yerinde olsam bu kadar sakin duramam" "" Sonra Gabriel Samson ansızın döndü ve uzaklaştı. Genç kız yerinden kalktı ve onun arkasından koştu. Ona yetişti ve kollarını arkasından beline doladı. Gabriel dönerek onu kollarından kavradı ve hırsla sarsarak: - Çocukluk etme, diye söylendi. " ikimize de kötülük ettiğini görmüyor musun? - görmüyorum, dedi genç kız. Gabriel onu hala sarsıyordu: " Ateşle oynuyorsun, ben koskoca bir adamım, böyle aşk oyunlarına alışık değilim. Bir yere kadar kendimi tutabilirim. Anlıyor musun? " anlıyorum dedi genç kız ellerinden kurtularak kollarını boynuna doladı. " Kendinizi tutmayınız, sabretmeyiniz." ...... Kitaptan iki paragrafla tanıtmaya çalıştığım bu kitabın yazarının kim olduğu gerçeğini internette resim ararken buldum. Aslında çevirmeni olarak bildiğim Sayın Nihal Yeğinobalı o yılların şartlarında cesaret edememiş bu kitabın yazarı benim demeye. Uydurma bir Amerikan yazarı ismi ile yayına alınmış ve o yıllarda çok okunan bir kitap olmuş. Sanırım şimdilerde yine Altın Kitaplar serisinden yayınlanmaya devam ediyor. 

29 Mayıs 2020 Cuma

2020-19-El Vedud-Tuğçe Işınsu

Bu sene okuduğum 19.kitap Tuğçe Işınsu'nun El Vedud adlı kitabı...



El-Vedud kitabında bol bol dua,esma ve olumlama var.Bu kişisel olarak insanları çok rahatlıyor bence.Aynı zamanda en çok Regresyon,Şifalama ve Astral Seyahat konusu ilgimi çekti .

 Haa ! Bu arada kitabın kendine de has bir kokusu var, çok yoğun bir şekilde gül kokuyor.Bu beni mistik bir şekilde çok rahatlattı.Kitaptaki sureleri,duaları,esmaları okumak için bir "duamatik(zikirmatik) edinmek gerekebilir :)

Tuğçe Işınsu'yu bu konuda çok beğeniyorum ve kendisine başarılarının devamını diliyorum.

EL-VEDUD ; Kullarını çok seven,onlardan razı olan ve en çok sevilen anlamını taşıyor.

  • Her gün en az 10 dakika sessizce ve düşünmeden otur.
  • Düzenli teşekkür et.
  • Düzenli şükret.
  • Geçmişte kalma
  • Affet
  • Meleklere inan.
  • Yardım sadece Allah'tan gelir.
  • Yaşam dersini almadığın sürece sorun tekrar eder.
  • Bilinçaltında tüm cevaplar gizlidir.
  • Seni herkes bırakır, Allah bırakmaz.
  • Allah ile meşgul ol.
  • Herkesin hayrına olanı iste.
  • Allah seni asla terk etmez ve sever.
  • Derdini sevmen gerekir, Onu verenden dolayı.
  • Kul hakkı içeren mekanlarda ortamlarda çalışma ve alışveriş yapma.
  • Besmele ile güne başla.
  • Niyet et.




Bilmez misin ki,gerçekten göklerin ve yerin hükümdarlığı Allah'ındır. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.(Bakara Suresi,107)


Kitap gerçekten beni çok etkiledi ve faydası oldu..

Kitap puanım ***10

15 Mayıs 2020 Cuma

2020-18-Bitmeyen Deniz-Mustafa Balbay

Bu sene okuduğum 18.kitap Mustafa Balbay'ın Bitmeyen Deniz adlı kitabı...

Kitabı okurken gerçekten çok etkilendim, duygulandım ,üzüldüm.

Kitabı okumayı herkese tavsiye ederim..




Deniz Gezmiş, bitmeyen bir mücadelenin adıdır.
20 yaşından sonraki 5 yıllık yaşamının yarısı hapiste, yarısı sokaklarda geçti. 25’inde idam sehpasını kendisi devirirken çoktan ölümsüzlüğe ulaşmıştı.
Onu, İstanbul’da Sabahhattin Ali’nin, Bursa’da Nazım Hikmet’in koğuşunda yatırdılar. Bu kadarı yetmedi, 1971’de yakalandıktan sonra bir süre de Kayseri Cezaevinde Celal Bayar’ın yattığı bölüme koydular. İkinci kurtuluş savaşı gerektiğine inanarak bitmeyen bir azimle mücadele eden Deniz’in yaşamı boyunca en çok kullandığı cümlelerden biri şuydu:
“Tam bağımsız Türkiye!”
Kitap puanım ****100

12 Mayıs 2020 Salı

2020-17-Rüstem Paşa-Cahit Ülkü

Bu sene okuduğum 17.kitap Cahit Ülkü'nün Rüstem Paşa adlı kitabı..

Rüstem Paşa kitabı gerçekten çok sürükleyici ..Kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz :)



"Rüstem Paşa", Cahit Ülkü’nün Masal Olmayan Masallar adını verdiği ‘üçleme’nin ikinci kitabı. Birinci kitap, "Pargalı İbrahim Paşa", adıyla kitaplaştırılmıştı. Üçüncü kitap "II. Selim" ise yakında okurlarımızla buluşacak. Bu kitap, Saraybosna’nın yoksul bir dağ köyünden dokuz yaşındayken devşirilen Hırvat asıllı bir domuz çobanı oğlunun, Kanuni’nin damatlığına ve veziriazamlığına yükselişinin romanı. Cahit Ülkü, Kanuni-Hürrem-Rüstem üçgeninde yaşanan ve koca bir cihan imparatorluğunun kaderini belirleyen süreci gözler önüne sererken, okurları, Batı'nın "Muhteşem" diye nitelendirdiği kudretli bir hükümdarın ruhsal yalnızlığına, karısı ve kızı arasında düştüğü acze; Hürrem’in, kızını gözünü kırpmadan amaçlarına alet etmesine; aşkı, sanatı ve kültürü hiçe sayan, alabildiğine çirkin, aksi ve sevgisiz bir adam portresi çizen Rüstem Paşa’nın ruhundaki gizli kıpırtılara tanık ediyor. Hem de ironik bir üslupla... Kitapta ayrıca sarayı, sokakları, insanlarıyla 16. yüzyıl İstanbul’unu, "Altın Çağ" diye nitelendirilen bu dönemde çöküşün nasıl başladığını, 1509 büyük depremini, devşirme kurumunun işleyişini ve daha pek çok ayrıntıyı bir belgesel gerçekliğinde, ama bir roman tadında okuyacaksınız.

Kitap puanım ***10

28 Nisan 2020 Salı

2020-16-Suların Getirdiği Padişah II. Selim-Cahit Ülkü

Bu sene okuduğum 16.kitap Cahit Ülkü'nün Suların Getirdiği Padişah II. Selim  adlı kitabı..



 Ülkü ; Kanuni devrinin ve hemen sonrasının tarihini bu “dörtleme” ile anlatıyor. Kitabın arkasında yazan, “Tarihi roman değil, tarihin romanını yazıyor” tümcesine katılmamak elde değil. O kadar çok sayıda ve güvenilir kaynakçadan yararlanmış, olayların örgüsünü o kadar başarılı yapmış, karakterleri o kadar titiz betimlemiş ki hayran olmamak için, sevmemek için hiçbir bahane bulamıyorsunuz. İrdelediği konuların bazıları size ne kadar irkiltici gelirse gelsin, tarihi sevenler bilir ki, anlatılanlar hiç de mantık dışı değil. Dizi senaryosu hiç değil !.. “Bu bir roman nasıl olsa !” deyip geçemiyorsunuz. Sonra, düşünüp başka okuduklarınızla karşılaştırdığınızda, “neden olmasın ?” demeye başlıyorsunuz.
   Kitap Hürrem’in, Süleyman’ın oğulları arasına nifak tohumları atmasıyla, onları birbirleriyle ve kaçınılmaz olarak babalarıyla mücadele etmelerine yönlendiren entrikalarını anlatarak başlıyor.  Hürrem, şehzadelerden Selim’in padişah olmasını istiyor. Neden daha başarılı ve padişah olmak için daha yetkin olan Mustafa ve Bayezid değil de Selim ? Hadi Mustafa onun oğlu değil, başka bir neden olabilir mi ? İşte bunu öğrenmekle başlıyoruz şaşırmaya ..
Tabiii ki.. kitabın devamını burada anlatmayacağım  çünkü çok sürükleyici...

Kitap puanım *10

2020-15-Mikrofonda Cinayet-R. L. Goldman, Davut Hayon (Çevirmen)

Bu sene okuduğum 15.kitap R. L. Goldman'ın Mikrofonda Cinayet adlı kitabı..




Rufus Reed, bir gazeteci, NAC radyo kanalının bir programına konuşmacı olarak davet edilir. Kendisi stüdyodayken gerçekleşen bir cinayetin izini, Amerika'daki Alman konsolosluğuna kadar ısrarla sürdürür. Roman, İkinci Dünya Savaşı'ndan evvel, Nazi iktidarı döneminin havasını taşıyan bir siyasi polisiye.

Kitap gerçekten çok sürükleyici son ana dek cinayeti kimin işlediğini tahmin edemiyorsunuz.

Kitap puanım *100

2020-14-Derin Mavi -Deeeptone

Bu sene okuduğum 14.kitap Deeptone'nun Derin Mavi adlı kitabı..



Sade ve Derin de olmak üzere, her iki kitabı Deepin kızları olarak benimsedim ,sebebi insanın dünyada en çok sevebileceği tek şey kendi evladı olmasıdır .Deep yazılarını evlatları gibi yetiştiriyordu,öyle bir titizlik ve naiflikle yazıyordu, bir de öykülerini gerek kitapta gerek blogunda  her okuduğumda, bir kızın hayatıymış gibi bir duygu canlandığı için içimde, kitaplara bir isimle Derin kız kardeşler dedim.İki minik tatlı kız çocuklarıydı onlar :)
Sade ve Derin hatırlarsınız ki  sekiz kısımdan oluşuyordu: Sanat,Aşk ,İnsan,Yaşam,Gelişim,Mevsimler,Tarih ve Denemeler.Her kategori on yazı barındırıyordu.
 Derin Mavi ise iki kategoriden oluşuyor: Siirler ve Öykülerden, 41 şiir ve aynı zamanda 41 öyküden oluşuyor.

Kitap puanım ***10




15 Nisan 2020 Çarşamba

2020-13-Feniçka-Lou Andreas-Salomé

Bu sene okuduğum 13.kitap Lou Andreas-Salomé'nin Feniçka adlı kitabı..

Feniçka bir çırpıda okuyabileceğiniz, size harika psikolojik detaylar öğreten ender kitaplardan birisi. Yazar gene kendi yeteneğinin farkında olan ve bu yeteneği için emek veren bir kadını anlatıyor. Feniçka yani Fenya Rusya’dan doktora yapmak için Paris’e gelmiş, kültür şoku yaşayan bir genç kızdır. Arkadaşıyla bir kafede otururken bir erkek tarafından sözlü şiddete maruz kalan bir kadını görür ve kendince onu savunmaya çalışır. Çabucak konuya dâhil olan arkadaşı Max Werner bu durumun çok doğal olduğunu, kadının ise bir hayat kadını olduğunu söyler. Her ne olursa olsun bu davranışı doğru bulmayan Fenya ile Max Werner arasında koyu bir sohbet başlar ve sabaha kadar sürer. Fenya’dan çok hoşlanan Max Werner sohbeti devam ettirmek için dairesine davet eder fakat ne kadar büyük bir hata yaptığını daha sonra görür. Çünkü Fenya bu davet tamamıyla yanlış anlar ve onunla bir daha görüşmez. Bu hatadan sonra aradan birkaç yıl geçer. Kız kardeşinin düğünü için Rusya’ya giden Max Werner tesadüfe bakın ki orada Fenya ile karşılaşır. Aslında bu karşılaşma ile birlikte gelişen olaylar Max’e Fenya’ya karşı hisleri ve kadınlar hakkında düşünceleri konusunda yardımcı olacaktır. Lou Salome okumadıysanız ya da hikâyenin devamını merak ediyorsanız mutlaka okumalısınız.  

11 Nisan 2020 Cumartesi

2020-12-Dönüşüm-Franz Kafka

Bu sene okuduğum 12.kitap Kafka'nın Dönüşüm adlı kitabı..



Bir sabah kalkıyorsunuz ve bir böceğe dönüşmüş bir şekilde yatakta yatarken buluyorsunuz kendinizi. Yataktan kalkmaya çalışıyorsunuz fakat bunu yapmak, önceki sabah kadar kolay olmuyor. Kafka’nın sistem içinde köleleşen, sürekli olarak bazı sorumlulukları yerine getirmesi istenen bu sorumluluklar yerine getirilmediğinde toplum tarafından dışarı atılan insanı resmettiği muhteşem öyküsünü anlatmaya çalışacağım. Evet bu çok kolay olmayacak haliyle. Çünkü karşımızda çok küçük bir öykü gibi görünen, devasa bir anlatım var. Bir nevi buz dağı diyebiliriz. Çok fazla detaya girmeyeceğimden belki işleri biraz kolaylaştırırım kendi adıma.
Dönüşüm Kafka’nın 1912 yılında 3-4 günde bitirmeyi öngördüğü, korkunç olarak tanımlandırdığı bir öykü. Bu tanımlandırmaları yaptığı mektuplarından birinde sevgilisi Felice’ye okumak istediğinde söylüyor. Sevgilisi Felice’ye yazdığı tüm mektuplarda “öykü” diye bahsediyor Dönüşüm’den. Bir zaman sonra adını açıklıyor.

“Gregor Samsa bir sabah yatağında sıkıntılı rüyalarından uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”
Dönüşüm – Franz Kafka  
Sistemde küçük bir insan olmaya ara verirseniz, küçük bir böcek olursunuz ve aileniz dahil hiç kimse sizi sevmez, istemez ve tiksinir. Her daim masum olarak anılan küçük kardeşiniz bile bir zaman sonra değişmeye başlar. Kendi hayatına müdahale olduğunda, kendi yapması gerekenler, sorumlulukları arttığında, ödün vermeye başlaması gerektiğinde artık o da sizi istemez ve “artık gitmeli! ondan kurtulmalıyız” der… Peki gerçekten bu kadar sert mi yaşam? Herkes en yakınlarımız bile bu kadar ikiyüzlü olabilir mi? Tıkır tıkır işleyen bu düzenden birkaç gün olsun çıktığımızda her şeyin rengi değişecek, tavırlar değişecek, sevgi, saygı gidecek mi? Sanırım bunları öğrenmenin tek bir yolu var. Ara vermek ya da durmak. Belki o zaman bazılarının gözünde yok edilmesi gereken bir böcek haline dönüşürüz. Sadece 88 sayfalık bir kitap. Ama barındırdıkları 88 sayfadan çok fazla…
Kitap puanım ***100

  AĞAÇ EV SOHBETLERİ 258 Uzun zamandır blogta yoktum. Çalıştığım birim yoğun olunca bayağı ara verdim.. Haftanın konusu:  "2024 Paris O...