28 Haziran 2019 Cuma

2019_23_ Rıfat Ilgaz -Hoca Nasrettin ve Çömezleri_Okudum Bitti

Hoca Nasrettin ve Çömezleri  kitabı bu sene okuduğum 23.kitap...
Kitaptaki Nasrettin Hoca fıkraları hem eğlenceli hem de düşündürücü..

Rıfat Ilgaz'ın yazım dili gerçekten çok güzel ve kolay anlaşılır..Hocanın söylediği tüm o sözlerin hikayelerini öğrenmek güzel oldu. Ne yazık ki kitapta anlatılanlar tarzı siyasetçiler günümüzde de mevcut.Nasrettin Hoca onları çok güzel hicvetmiş.

Kesinlikle her yaştan insana tavsiye ederim. 

Kitap puanım 10

KİTAP AÇIKLAMASI

Rıfat Ilgaz, Hoca Nasrettin ve Çömezleri'nde Nasrettin Hoca fıkralarını çağdaş bir yaklaşımla ve kendi mizah anlayışıyla yeniden üretiyor... [...] Pasif direnme yapmak, ezilmişliğini unutmak, dar zamanlarını kazasız belasız geçiştirmek zorunda kalan halkımız, Hocasına sık sık başvurmak yolunu tutmuştur. Bugünlerde ona gene sık sık başvuruyor¬sak, işlerin yolunda gitmediğini, haksızlıkların, baskıların arttığını söyleyebiliriz açıkça. [...] Hem davacıya, hem davalıya, hem de kendisini eleşti¬ren karısına hak vermekle kendi adalet anlayışını açıklamak değildir öngördüğü... Her şeyi tatlıya bağlamaya çalışan yöneticileri, çıkarcıları, eyyamcıları, dalkavukları yere vurmaktır amacı. Hoca bu yerden yere vurma işini kahramanlar gibi zor kullanarak, bedensel gücünü göstermek¬le yapmaz, filozofça yapar. Güçsüzler, arkasız kalanlar, dar zamanlarında onun fıkralarına sığınarak güçlü görünmeye, ayakta kalmaya, tutunmaya, yaşayışlarını sürdürmeye çalışırlar. Hocamız, atılım adamı, coşku adamı, eylem adamı olmadığı gibi bir kurtarıcı, bir yol gösterici, kısaca önden giden bir yönetici de değildir. Ezilen, kaderine terk edilen, sömürülen, dertli, acılı, sahipsiz halkımızdan yana, onunla gönül birliği eden, avutan, ayakta tutan, acılarını unutturan, okumuş yazmış, halkına dönük, aydın, cin gibi zeki, hazırcevap bir halk adamıdır. 

2019_22_ Anne Bronte-Agnes Grey_Okudum Bitti

Agnes Grey  kitabı bu sene okuduğum 22.kitap...
Kitap gerçekten çok etkileyici ve sürükleyici..

Anne Brontë, ilk romanı Agnes Grey’i 1847’de Acton Bell takma adıyla yirmi yedi yaşında yayımlamış. Jane Eyre’ den önce yazıldığı halde yayıncının mali sorunları yüzünden ondan iki ay sonra basılabilmiş Agnes Grey ve böylece Anne Brontë, sıradan bir kadın kahramanı anlatıcı olarak kullanan ilk yazar olma unvanını kardeşi Charlotte’a kaptırmış. Yazıldığı dönemde iyi satış rakamlarına ulaşsa da Emily’nin Uğultulu Tepeleri ve Charlotte’un Jane Eyre’i kadar ses getirmemiş. İçlerinde ablasının da bulunduğu birkaç eleştirmen tarafından Jane Austen’e benzetilerek sıradan ve tutkusuz olmakla suçlanmış. Bu konuda kesinlikle Charlotte’a katılmadığımı söylemem gerek. Jane Eyre ve Uğultulu Tepelerde kullanılan romantik ve gotik unsurlara yer vermediği için romanı tutkusuz olarak adlandırmak büyük haksızlık olur çünkü bambaşka bir şey var Agnes Grey’de. O, ne Jane gibi kurnaz ne de Cathy gibi ne yardan vazgeçerim ne serden diyenlerden, romanda da ne gaipten gelen sesler ne de hayaletler var. Diğer Brontë romanlarından çok daha sade, içten ve gerçekçi olması bir yana Jane Eyre ve Uğultulu Tepeler’i okurken aklıma sıkça gelen ...eee tutku tamamda onun kaynağı olması gereken aşk nerede? sorusunun cevabını veriyor Agnes Grey. Tabii ki romanda sadece aşk yok. Anne Brontë, kahramanı Agnes’la mürebbiye olarak yaşadığı zorlukları anlatırken, Viktorya döneminde, soylu kadınların hayatlarını, onlardan neler beklendiğini, vermek zorunda oldukları evlilik kararını ne şartlar altında ve hangi yönde aldıklarını da, çizdiği Rosalie karakteriyle göstermiş. Yazarın, büyük oranda kendi hayatından esinlenerek, içinde yaşadığı toplum için duyduğu kaygılarını ve eleştirilerini ön plana çıkarttığı bir roman Agnes Grey.

Kitap puanım 10

KİTAP AÇIKLAMASI

Agnes Grey'de Anne Brontë, Viktorya dönemi İngiltere'sinde, bir mürebbiyenin toplumsal sınıflar arasına sıkışmış yaşantısını anlatır. Romancı olan diğer kardeşleri Emily ve Charlotte'a göre, daha doğrudan ve naif bir üslupla yazan Anne, kendi hayat hikayesinden sahneleri de malzeme olarak kullanır. Katı bir sınıf sistemine sahip, okuryazarlık oranının düşük olduğu Viktorya döneminde Brontë kardeşler, aldıkları eğitime rağmen mütevazı bir yaşam sürdürmüşlerdi. Romanlarını pastoral yaşam, ilişkilerdeki görünmez kurallar, kaba, doğal ama özgür ruhlar, ahlaki yargılar üzerine kurmuş, yazdıklarıyla toplumlarının dönüşmesine de katkıda bulunmuşlardı. Entelektüel yoğunluk, duygusal açlık ve ahlâki sorumluluk arasında kurulmaya çalışılan dengenin yansıtıldığı Agnes Grey, toplumsal yaşama dâhil olmaya çalışan kadınlar üzerine gerçekçi gözlemleriyle, romantik bir klasiğin ötesine geçmektedir.

27 Haziran 2019 Perşembe

2019_21_ Barbara Cartland-Sıcak Kalpler_Okudum Bitti

Sıcak Kalpler  kitabı bu sene okuduğum 21.kitap...
Kitap gerçekten çok etkileyici ve sürükleyici..
Barbara Cartland yine çok güzel ve sürükleyici bir aşk romanı yazmış.
Kitabı okumanızı gerçekten tavsiye ederim.
Kitap puanım 10 !!!

KİTAP AÇIKLAMASI



  • Yazar:Barbara Cartland  
  • Yayın evi :kelebek yayınları  
  • Yayın yılı:                   1970

26 Haziran 2019 Çarşamba

2019_20_ Şükran Kozalı-Eğreti Gelinler_Okudum Bitti

Eğreti Gelinler  kitabı bu sene okuduğum 20.kitap...
Kitap gerçekten çok etkileyici ve sürükleyici...Eğreti Gelinler'in hikayelerini okurken boğazınızda bir şey düğümleniyor..Kitabı okumanızı gerçekten tavsiye ederim.

Denizli'den başka hiçbir yerde yaşanmamış olan "eğreti gelin" geleneğini el altından yürüten zengin aileler ergen oğullarını kadın bedeniyle tanıştırıp evliliğe hazırlarken kendi evlerinde özel döşeli bir oda açıyorlardı. Bedenlerini karın tokluğuna delikanlılarına sunan bu kadınlar eğreti gelinlikleri süresince yol yordam öğrenip bilgilenip sahte bir mutlulukla yetinmek zorunda kalıyorlardı. Kozalarını delip kelebek olmak isterlerse de kızgın buhara sokulup canlanmaları önleniyor: Eline bohçasıyla yüreği tutuşturulan eğreti geline "Bu evde işin bitti!" deniliyordu. Evsiz barksız kaldığında bir zamanlar gelinlik yaptığı tutkulu erkekler bazen onları korumaları altına alsa da geçmişleri hep keskin ve kırıcıydı...  Aşkları ise büyülü ve kalıcı..."Eğreti gelinleri onların delikanlılarını Çökelez'i Selmin'i ileri bir tarihe bugüne getirdiğimde şehir şehir gezdirirken anlamsız bir bütünün içinde ufalanıp dağılıyorlar. Kuşku yok onlar Göller Şehri'nde yaşadılar. İşleri ünleri gıcılı yağan kar zamanları yarısı beyaz diğer yarısı pembe mayhoş şehla telli çekirdeksiz narları buzdan kılıçlı çatılarıyla..."

Kitap puanım ** 10 !!!

KİTAP AÇIKLAMASI


Dünyaya sessizce gelmişti eğreti gelinler ve yine öyle gideceklerdi. Mezar ziyaretlerinden biri Kostak Emineyi ele verdi; yazarıyla karşılaştırdı. Denizliden (Göller Şehrinden) başka hiçbir yerde yaşanmamış olan eğreti gelin geleneğini el altından yürüten zengin aileler, ergen oğullarını kadın bedeniyle tanıştırıp evliliğe hazırlarken, kendi evlerinde özel döşeli bir oda açıyorlar. Sevişgen bedenlerini karın tokluğuna mektepli delikanlılarına sunan bu kadınlar, kozalarını delip kelebek olmak isterlerse, kızgın buhara sokulup canlanmaları önleniyor: Eline bohçasıyla yüreği tutuşturulan eğreti geline, Bu evde işin bitti deniliyor. Evsiz barksız kaldığında, bir zamanlar gelinlik yaptığı tutkulu erkekleri bazen onları korumaları altına alsa da yasakları, geçmişi keskin ve kırıcı, aşkları büyülü ve kalıcı... 1930'lu yılların eğreti gelinleri, bir Atıf Yılmaz filmine de konu oldu.

25 Haziran 2019 Salı

2019_19 _ Cahit Ülkü- Pargalı İbrahim Paşa_Okudum Bitti

Pargalı İbrahim Paşa  kitabı bu sene okuduğum 19.kitap...

Kanuni'nin Düşü, Hürrem'in Kabusu... Pargalı İbrahim Paşa, sıkıcılıktan tamamen arındırılmış harika bir kitap. Kitap gerçekten çok sürükleyici ve çok etkili bir sonla bitiyor.

Bu kitap, Korfu Adası'nın tam karşısındaki Parga kasabasında orta halli bir Rum balıkçının oğluyken, "köle" olarak getirildiği Manisa'da Kanuni Sultan Süleyman'ın yakın ilgi ve sevgisini, sonra da güvenini kazanarak veziriazamlığa kadar yükselen "Makbul" İbrahim Paşa'nın romanı.

Cahit Ülkü tarihin o sıkıcılığını bir kenara bırakmış, tarihi bilgileri okuması oldukça keyifli olacak şekilde kurgulamış. Ama kullandığı bilgileri kaynaklara dayandırmayı da ihmal etmemiş.

Kitapta Osmanlı aşıklarını rahatsız edecek detaylar var :D Daha önce bir yerde İbrahim'in çok kısa bir sürede kölelikten devletin başına kadar yükselebilmesinde Süleyman'la olan ilişkisinin çok büyük katkısı olduğu gibi şeyler okumuştum. Sanki Cahit Ülkü de biraz dokundurmuş bu konuya. Ayrıca atalarına bunu bir türlü yediremeyenlerin kabul etmediği "iç oğlan" mevzusu da kitapta yerini bulmuş. İbrahim'in genç erkeklerle ilgilendiğiyle ilgili bir kaç şey okuyoruz kitapta.

Kitap puanım *10 !!!

KİTAP AÇIKLAMASI



Pargalı İbrahim Paşa, Cahit Ülkü'nün Masal Olmayan Masallar adını verdiği üçlemenin ilk kitabı. İkinci kitap Rüstem Paşa, üçüncü kitap ise, II. Selim adlarıyla yakında okurlarımızla buluşacak...Bu kitap, Korfu Adasının tam karşısındaki Parga kasabasında orta halli bir Rum balıkçının oğluyken, köle olarak getirildiği Manisa'da Kanuni Sultan Süleyman'ın yakın ilgi ve sevgisini, sonra da güvenini kazanarak veziriazamlığa kadar yükselen Makbul İbrahim Paşa'nın romanı.

Kitap Adı: Pargalı İbrahim Paşa
Kitap Yazarı: Cahit Ülkü
Yayın evi: İnkılap Yayınları
Sayfa Sayısı: 367
Baskı Yılı: 2001

31 Mayıs 2019 Cuma

2019_18 _ Antonie De Saint-Exupery- Küçük Prens_Okudum Bitti

Küçük Prens  kitabı bu sene okuduğum 18.kitap

Küçük Prens 7'den 77'ye herkesin okuyabileceği değil, okuması gereken bir eser. Hatta 7 yaş altı çocuklara da anne-babaları tekrar tekrar okumalı. 
Yazar kişisel gelişimcilerinin sayfalar dolusu yazıp okutmaya çalıştıklarını, incecik bir kitapla çok da beğeneceğiniz bir şekilde sunmuş. 
Her ne kadar sonunda ders verilmiş gibi olsa da, büyük anne yiyen kurdu, prenses zehirleyen cadıyı, çocuk pişiren yaşlı kadını dinlerken küçüklüğümüzde zihnimizde beliren görüntüleri düşünün. Bir de Küçük Prens'i okuyun, kesinlikle her türlü övgüyü hak ettiğini göreceksiniz.
Okurken önce geç kaldım dedim sonra da hala geç değil yapacağın, unutmayacağın, hatırladığın çok şey var dedim. Ders çıkardığım o kadar şey oldu ki o kısacık sayfalarda. . O yüzden geç kalınmış değil. Hala okuyabilirsiniz. Hatta neden bir çocuk kitabı gibi görüldüğüne bile anlam veremiyorum...
Prensimiz, gezegenleri dolaşıp, o gezegende ki büyükleri eleştiriyor. Eleştirdiği noktalar aslında tüm bu düzen diyebilirim. İnsanların birçok şeyi yok sayması, bakarken ‘gerçek onu’ görememeleri, sürekli bir memnuniyetsizlik halinde olmaları, kibirleri… Kitap bitti ve keşke büyümeseydim dedim. Büyüyüp unuttuğumuz o kadar şey var ki bunların hatırlatması gibiydi. Bizlerde çocuktuk bir zamanlar. 

En iyisi Alıntılarla baş başa bırakayım sizleri mutlaka oyun diyorum ve susuyorum. 



Ne de olsa kendini beğenmişlerin gözünde diğer insanlar birer “hayran”dır.

“Eğer kelebekleri tanımak istiyorsam iki-üç tırtıla katlanmam gerekir…”

“İnsanların artık hiçbir şeyi almaya zamanları yok. Onlar her şeyi tüccarlardan satın alıyor. Ama dost satan tüccarlar olmadığı için, artık insanların dostları yok. Eğer sen bir dost istiyorsan beni evcilleştir.”

"Unutma,” dedi tilki, “gülün için harcadığın zamandır, gülünü bu kadar önemli yapan. - gülüm için harcadığım zaman... Dedi küçük prens, hatırlamak için...


Kitap puanım *10 !!!

KİTAP AÇIKLAMASI

Hiç kimsenin kitabımı özensizce okumasını istemem doğrusu. Bu anılarımı yazarken çok üzüntülü anlar yaşadım. Arkadaşım koyunu ile birlikte beni bırakıp gideli tam altı yıl oldu. Onu burada anlatmaya çabalıyorsam, bu biraz da onu unutmamak için. Arkadaşı unutmak çok üzücü bir şey. Herkesin arkadaşı olmamıştır. Arkadaşımı unutursam, kendimi o, sayılardan başka bir şeye değer vermeyen büyükler gibi hissederim sonra. 
Çölde uçağı düşen pilotun başına dikilip "Bana bir kuzu resmi çiz." diye tutturan, gezegeninde tek başına bıraktığı gül için de acı çeken, büyük insanları anlamakta zorlanan Küçük Prens... Buğday saçlı, gizemli küçük çocuk... Yaratıcı pilot-yazar Antoine de Saint Exupery ile arasındaki benzerlikler çarpıcı. Küçük Prens'in gün batımlarında hüzünlenip düşündüğü dört dikenli gülü varsa, Saint-Exupery'nin de Arjantin Postaları için çalışırken tanıştığı, Salvadorlu Consuelo adında bir sevgilisi var. Ve onunla evlenmiş. 1944 yılı Temmuz ayında Korsika'dan havalanan uçağı, Akdeniz'de kayıplara karışmadan dört gün önce Consuelo'ya: Sizi seviyorum, sizi hep koruyacağım. diye yazmış. Ama Küçük Prens'in gülünü fanus ile kapatıp korurken, o deli dolu, başına buyruk Consuelo'ya esasında pek söz geçirememiş, onu kanatları altına alamamış. Uçağın kalıntıları, 60 yıl sonra Nisan 2004'ün başlarında Marsilya açıklarında bulundu. Kaza mı, intihar mı bilinmiyor. "Gerçeği sadece yüreğinle görebilirsin." diyen yazar, bu dünyaya veda edip giden Küçük Prens gibi yok olup gitmiş. Sırlarını bilen yok. Cevdet Yalçın 
Küçük Prens'i tanıyan-tanımayan, yeniden keşfetmek isteyen, ya da çizgi roman meraklısı olan her yaştaki çocuklar için, Joann Sfar'ın muhteşem çizgileriyle...

28 Mayıs 2019 Salı

2019_17 _ Stefan Zweig- Ay Işığı Sokağı_Okudum Bitti

Ay Işığı Sokağı  kitabı bu sene okuduğum 17.kitap

Stefan Zweig yine muhteşem betimlemeleri ve profil analizleriyle hikayelerini etkileyici kılmış. Tüm hikayelerin ölümle bitiyor ve olayların gidişatı hep karamsar.
Ay Işığı Sokağı -Leporella - Nişan - Leman Gölü Kıyısında Olay - Avare olmak üzere 5 kısa hikayeden oluşan bir eser. Her zamanki gibi akıcı bir anlatımı var. Her hikaye toplumsal bir mesaj veriyor. Hikayelerdeki ana karakterlerin intihar etmesinde yazarda karamsarlık umutsuzluk hissettim. 
Kitap puanım 7


KİTAP AÇIKLAMASI



Fransa'nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya'daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel.
Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor...

27 Mayıs 2019 Pazartesi

2019_16 _ Paulo Coelho_ Hippi_Okudum Bitti

Hippi kitabı bu sene okuduğum 16.kitap
Hippi kitabı gerçekten çok  sürükleyici bir kitap. 
Kitap bence daha uzun olmalıydı  ,tadı damağımda kaldı.

Arka kapağını okuduğum an beni aşina olduğum bu kültüre (felsefeye) geri çekti. Unutmuş olduğum pek çok şeyi bana yeniden hatırlattı, tekrar unutacağımı sanmıyorum.

Aklımda bir soru var: Bu kitabı yazarken, okuyanlardan birinin Karla olması olasılığı aklında var mıymış?

Kitap puanım *10 ...

KİTAP AÇIKLAMASI



1970 yılının Eylül ayında, dünyanın merkezi olma şerefi için yarışan iki mekan vardı: Londra’daki Piccadilly Circus ve Amsterdam’daki Dam Meydanı... 1970 yılının Eylül ayında uçak biletleri ateş pahası olduğundan uçakla seyahat ancak elit kesim için mümkündü. Gençlerden oluşan muazzam bir kitle içinse durum farklıydı. 1970 yılının Eylül ayında dünyaya kadınlar hükmediyordu… Genç hippi kadınlar demek belki daha doğru olur...

1970 yılının Eylül ayında herkesin para normal güçleri vardı, olmayanlar da sahip olma yolundaydı…

1970 yılının Eylül ayında, yazarlık hayalleri kuran Paulo, özgürlük peşinde dünyayı dolaşırken Karla’yla karşılaşınca ikisinin de yaşamı kökten değişecekti; Peru’nun kayıp şehirleri, Brezilya’nın zindanları, Amsterdam’ın arka sokakları, İstanbul’un çarşıları bir bütünün parçaları haline gelecekti…

Paulo Coelho’nun kendi yaşam öyküsüne belki de en yakın eseri Hippi, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan barışçıl bir neslin arayış ve dönüşüm öyküsü.

17 Mayıs 2019 Cuma

2019_15 _ Sabahattin Ali _ Değirmen_Okudum Bitti

Değirmen kitabı bu sene okuduğum 15.kitap

Değirmen Sabahattin Ali'nin öykü kitabıdır. İçerisinde üç bölüm olmakla birlikte on altı öyküsü yer almaktadır. Öykülerinin her biri bin bir emekle yazılmış olduğunu ve mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.

Kitaba başlarken dokuzuncu sayfada Sabahattin Ali'nin ön sözü vardır. Üç paragraftan oluşan bu ön söz beni çok etkiledi. Çünkü kendi öz eleştirisini büyük bir açık yüreklilikle yapmış. Öykülerinin çoğunu çocuk yaşta yazdığını ve başkasının olsa beğenmeyeceğini itiraf etmiş. Fakat yazı hayatının gelişmesinde yararlı olduğu içinde yaptığı hataları kendine saklamak istememiş. Olduğu gibi yayımlamış. Ve beğeniyi de okuyucularına bırakmış. En son cümlesinde de bu konuyu şöyle özetlemiş: “İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.” 
Bana sorarsanız öyküleri okurken çok duygulandım ve Sabahattin Ali'nin ne denli büyük bir yazar olduğunu bir kere daha anladım. Öykülerini çocuk yaşta yazmış olmasına rağmen her biri ayrı ders verici her biri ayrı can alıcıydı. Fakat mütevazi kişiliğini de bizlere tanıtmış olduğu için içten içe sevindim. En kötü öyküsünü seçse ve bize yeni baştan yazma fırsatı sunulsa asla onun seviyesine gelemeyiz diye düşünüyorum.
Kitabın içindeki  tüm öyküleri çok beğendim.
Kitap puanım 10..
KİTAP AÇIKLAMASI
1930'lu yıllarda öyküye taze bir soluk getiren Sabahattin Ali, öykülerinde insanın zavallılığını ve gücünü sarsılmaz bir üslupla, masalsı ve destansı biçimde yansıtmayı başardı. Şiir, hikâye ve roman yazan, çeviriler yapan Ali, tüm eserlerinde insan ruhuna ayna tuttu ve gerçeğe bu aynadan baktı. Türk edebiyatının özgür sesinden yıllara meydan okuyan 16 öykü...


Baskı Bilgileri

Ciltsiz , Edebiyat / Türk Edebiyatı , 140 sayfa
Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı


13 Mayıs 2019 Pazartesi

2019_14 _ Sabahattin Ali _ Yeni Dünya_Okudum Bitti

Yeni Dünya kitabı bu sene okuduğum 14.kitap
Sabahattin Ali Türk Edebiyatı 'nın en iyi yazarlarından biri benim için.Türk halkını,içimizden insanları ve öykülerini yazar hep.Hüzünlü yazardır, okurken hüzünlenirsiniz. 
On üç hikayeden oluşan bu öykü kitabını da hüzünlenerek okudum. Her öykü bir hazine değerinde kitapta.Kitaptaki öykülerin isimlerini mutlaka duymuşsunuzdur: 
-Asfalt Yol 
- Hanende Melek 
- Çaydanlık 
-Ayran 
- Isıtmak İçin 
- Uyku 
- Selam 
-Bir Mesleğin Başlangıcı 
- Bir Konferans 
- Yeni Dünya 
- İki Kadın 
- Sulfata 
- Hasan boğuldu 
Hepsi birbirinden güzel bu hikayeleri mutlaka okuyun derim. 
Beni en çok etkileyen   Hasan Boğuldu adlı hikaye oldu.


Kitap puanım *10

KİTAP AÇIKLAMASI




1930'lu yıllarda öyküye taze bir soluk getiren Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanın zavallılığını ve gücünü sarsılmaz bir üslupla, masalsı ve destansı biçimde yansıtmayı başardı. Şiir, hikâye ve roman yazan, çeviriler yapan Ali, tüm eserlerinde insan ruhuna ayna tuttu ve gerçeğe bu aynadan baktı. Türk edebiyatının büyük yazarından, içinde sinemaya da aktarılan Hasanboğuldu 'nun olduğu 13 düşünen öykü...

Yayın evi/yıl:Yapı Kredi Yayınları/2008 
Sayfa sayısı:124 sayfa 


  AĞAÇ EV SOHBETLERİ 258 Uzun zamandır blogta yoktum. Çalıştığım birim yoğun olunca bayağı ara verdim.. Haftanın konusu:  "2024 Paris O...