Bu sene okuduğum 9.kitap ,İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Koordinasyon Merkezi'nin hazırlamış olduğu Dünya Edebiyatından Seçme Öyküler adlı kitabı..
Kitapta aşağıdaki resimdeki öyküler yer almakta..
Kitaptaki öyküler gerçekten sürükleyici...
Bu sene okuduğum 9.kitap ,İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Koordinasyon Merkezi'nin hazırlamış olduğu Dünya Edebiyatından Seçme Öyküler adlı kitabı..
Kitapta aşağıdaki resimdeki öyküler yer almakta..
Kitaptaki öyküler gerçekten sürükleyici...
Bu sene okuduğum 8.kitap ,Gülseren Budayıcıoğlu'nun Camdaki Kız adlı kitabı..

Kitap genel olarak Nalan ve Hayri üzerinden ilerlese de Zeynep'in hikayesi de beni derinden etkiledi. Çok acıydı, çok üzüldüm .Annenin insan hayatında ne kadar önemli bir rolü olduğunu bir kez daha görmüş olduk Keşke herkes anne olabilse, doğurmakla anne olunmuyor ne yazık ki...
Nalan'ın hikayesine dönecek olursak sevgisizlik ve yalnızlıkla büyümüş Nalan.. Sevgi bulacağını düşünerek evlenmiş ama orada da istediği sevgiyi bulamamış Sonra kendini çok seven Hayri ile tanışınca şartlar ne kadar zor olsa da bu sevgiye karşılık vermekten geri duramamış. Hayri'ye çok kızsam da yine de sonunda ağlattı.
Kitap puanım ***10
Bu sene okuduğum 7.kitap ,Danielle Steel'in Yaşayacaksın adlı kitabı..
Kızının geçirdiği trafik kazası sonucu genç kadın ummadığı acı gerçeklerle karşı karşıya kalıverir. Kızı ölümle yaşam arasındaki ince çizgide mücadele verirken kocası onu hem bu savaşta, hem de sevgi dünyasında yapayalnız bırakır.Artık genç kadın ve kızı için tek mücadele vardır:Yaşamak ve her şeye rağmen dimdik ayakta kalmak...Bu savaşta ummadığı bir destek ona el uzatacaktır...
Kitap hem çok duygusal hem de çok sürükleyici...
Kitap puanım 9
Bu sene okuduğum 6.kitap ,Hal Masur'un Şen Dullar Cinayeti adlı kitabı..
Güzel bir polisiye roman daha. Avukat Scott Jordan, telefon memuru kılığında, Nicholas Creel adında bir adama celp vermek için bir eve girer. Ancak evin banyosunda bir ceset vardır. Bu ceset Creel'in tanıdığı biridir. Jordan, Creel'in ortağı Joshua'nın müvekkilidir ve maalesef kitaptaki çoğu cinayette de şüpheli konumuna düşer. Ancak komiser Nola ona güvenir ve bir kaç cinayet sonrasında işler çözülür. Zevkle okunan bir roman.
Kitap puanım 10 !!!
Bu sene okuduğum 5.kitap ,Gülseren Budayıcıoğlu'nun Madalyonun İçi adlı kitabı...
Bu eserinde de hekimlik hayatında karşılaştığı tüm hastaların yaşamlarını, duygularını aktarmış biz okuyuculara. Bu insanlar hasta değil esasında. Sadece anlaşılmak isteniyorlar. Yalnız kalmamak, onlarla konuşmamızı talep ediyorlar. Bizler onları ne kadar dinlersek, onlar da o kadar iyileşmiş olurlar. Ayrıca neler yok ki bu kitapta? Cinlerle aşk yaşayan bir kızdan, kirlenir diye çöplerini atmayan çöp apartmana; eşi ile mesut olamayan hanımlardan, panik ataklı erkeklere kadar onlarca hastanın hikâyesini dinliyoruz. Gerçek bir hikâye hem de. Ve yazarımız bazı şeyler anlatmış ki hayret verici. En iyi üniversiteleri kazandı diye bir çocuğunuzu mutlu zannetmeyin diyor velilere. Çoğu hastası sınavları derece ile kazanan öğrencileri olmuş. Bir öğrenci varmış ki sınavı full yapmayayım diye 7 soru boş bırakırmış hep. Birinci olup ülke gündemine düşersem diye. Bu da kendi ruhunda ayrı bir problem bence. Diyeceğim şu ki; her daim kendimizi tanımalı ve depresyona girmiş her türlü insanı bir veba gibi değil, bizlerden yardım bekleyen bir insan olarak görmeliyiz.
Herkesin okurken kendinden bir parça bulabileceği bir kitap. Farklı hayat hikayeleri ile tanıştığım bu kitaptan ders alınacak çok örnekler var. Okurken bu gerçek hikayelerden etkilenmemek elde değil. Zaman zaman bizim de yaşadığımız sıkıntılara çözüm bulan Gülseren Budayıcıoğlu herkesin derdiyle yakınen ilgileniyor ve en önemlisi o insanlara değer veriyordu. Çünkü bazen bir insanın en ihtiyacı olduğu şey sevilmek, değer görmektir.
Özellikle sevginin, hoşgörünün önemini, hayatımızdaki zorluklarla başa çıkma yollarını bütün kitap boyunca öğrenmiş oldum. Çocukken yaşadığımız olayların, aile içi sıkıntıların, çevre ile olan ilişkilerimizin tüm hayatımıza nasıl etki edebileceğinin şahidi oldum bu kitapta. Severek ve her hikayenin sonunu merakla bekleyerek okuduğum bu psikoloji kitabını okumayı herkese tavsiye ederim.
Bu sene okuduğum 4.kitap ,Orhan Kemal'in Eskici ve Oğulları adlı kitabı...
Kitap 12 Mart döneminde yaşanan ilginç olayları Mumcu’nun mizahi yorumuyla ele alıyor. Mumcu, askerliğe gitmek için kendisinin başvuru yapmasına rağmen “asker kaçağı” olarak suçlanması, askerlerin başkanlık ettiği sıkıyönetim mahkemelerinde hukuk profesörlerinin albaylar tarafından adaletsizce yargılanması, sol görüşlü oldukları belirlenen insanlara sahte suçlar yaratılıp, ülkücülerin tanıklığında yeterince kanıt olmaksızın mahkûm edilmeleri gibi hukuk skandallarını eleştirip, cuntanın hukuk devletinin kurallarını yok ettiğini savunuyor.
Kitabın sonlarına doğru ise Uğur Mumcu’nun askerlik anıları yer alıyor. Mumcu askerliğini yedek subay olarak yapacakken “sakıncalı piyade eri” unvanıyla nasıl er olarak en ağır işlerde çalıştırıldığını anlatıyor.
Kitap ilginç konusu ve yazımıyla oldukça ünlenmiş, Uğur Mumcu’nun en tanınan eseri haline gelmiştir. “Sakıncalı Piyade” terimi ise devlet gücünü suistimal edenlere karşı duran kişilere koyulan bir unvan haline gelmiştir.
Kitabın Tekin Yayınevi’nden 1977’de çıkan ilk baskısı 47 baskı yapıp 184.000 adet satmış, 1997’de Um:Ag tarafından yapılan basımı ise Mart 1998’e kadar 51. baskıya ulaşmıştır. Satış adeti 200 bini aştı.
Kitap gerçekten o dönemin siyasi atmosferini bize hissettiriyor.Yaşanan trajikomik olaylar beni çok etkiledi.
Yazım dili gayet akıcı ve sohbet havasında...
Geçen sene Kasım ayında başladığım kitabı bitirmeyi başardım!!
Bugüne kadar okuduğum en iyi Atatürk biyografisi diyebilirim. Erol Mütercimler harikulade bir iş çıkarmış. Kaynakçası oldukça zengin bir kaynak. Atatürk'ün doğumundan ölümüne dek neredeyse onunla yaşıyorsunuz kitapta. Kalınlığına bakmayın gerçekten çok sürükleyici bir kitap. Bundan önce TEK ADAM serisini okumuş birisi olarak fazlası var eksiği yok diyebilirim. Gazi Mustafa Kemal Atatürk hakkında bilinmesi gereken her şey var.
Kitap gerçekten muhteşem !!!
Sabahattin Ali'nin sandığından çıkan öykü, makale, şiir ve çizimlerden oluşan bir kitap...Öykülerinden birinin tamamlanmamış olması ve yazmak isteyip de yazamadığı birçok öyküsünün olması çok üzücü bir durumdu..
2020 yılında son okuduğum kitap ..
Kitap Sherlock Holmes'un sonra yayınlanması kaydıyla banka kasasında duran öykülerinden oluşuyor.
Bu kitapta anlatılanlar, ayrılmaz ikilinin başından geçen , skandal özellikleri taşıyan olayları içermektedir
Kitapta gerçekten çok sıra dışı öyküler yer almakta...
Kitap puanım ***100
Bir gün corona geldi ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Ölümler, yoğun bakımlar, maske ve eldivenler, sosyal mesafeler… Nedenini araştıran herkes gözünü Çin’e dikmiş aynı merakla soruyordu…
Yaratıcı Türk zekâsı tek cümlede neden sonuç ilişkisini bir pazar esnafının gözünden tek cümlede özetleyiveriyordu: Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa?

Metin Uca, şahsına münhasır muzip ve eleştirel üslubuyla, değişen hayatlarımız, alışkanlıklarımız ve nedeni konusunda inanılmaz komplo iddiaları ve cevap sanılan cevapları yani coronanın Türkiye yolculuğunu anlatıyor.
Tanrı vermiş pırasa, hiç yenir mi yarasa? Türkiye’deki sağlık sistemine ve kriz yönetimine dair hasar tespit raporu niteliğinde ...Sokağa çıkmak kimlere, ne zaman, ne kadar yasak? Corona hafta sonları daha mı çok bulaşıyor?
Uçak yolculuğunda zararsız olan corona, kültür etkinliklerinde niye saldırganlaşıyor?
Kitap puanım 100!!!
AĞAÇ EV SOHBETLERİ 258 Uzun zamandır blogta yoktum. Çalıştığım birim yoğun olunca bayağı ara verdim.. Haftanın konusu: "2024 Paris O...